Arapça, İngilizce ve Türkçe'deki kelimelerin aslında aynı olduğu kimin aklına gelirdi?
7 Mart 2015 Cumartesi
Demokrasi
Nişanyan sözlükte belirttiği üzre demokrat'daki -krat, Sokrat, Hipokrat gibi eski Yunan isimlerindeki krat aynı: güçlü, sağlam, pek demek. İngilizce versiyonu "hard" ki Germen isimleri Richard, Gerhard da Hint Avrupa aslına dayanarak aynı mantıkta işliyor.
Demokrasi kelimesini Türkçe'ye, sanki eski Türkçe'de karşılığı olamazmış gibi Arapça yoluyla çeviriyoruz: halk iktidarı. Ve elbette böyle uzun izah gibi bir çeviri yerine tabirin aslını kulanıyoruz. Hani diyorum ki, bunu eski Türkçe yalın bir hale çevirsek:
demos: HintAvrupa kökünde da- bölmek, paylaştırmak olduğuna göre Aramî asıllı halk sözcüğü aslında bunun tam karşılığıdır. Arapça halk etmek (yaratmak) da aslında ilk Samî kökünden pay etmekten anlam kaymasına uğramıştır. Türkçe'de ulus kelimesi Moğolcadır fakat, Türkçe ülüş kelimesinden gelir. Bu da ül- (üleştirmek, paylaştırmak) kökünden geldiği için Moğolca olmakla beraber (halk'ın Aramice olması gibi) tam karşılıktır. Lakin (olmazsa) Türkçe ülke de denebilir.
-krat, -krasi: İktidar, güç, gibi zorlama kelimeleri bir yana bırakırsak Türkçe karşılık pek'tir. Berk, pek kelimesinin daha eski bir varyasyonudur. Zira Richard, Leonard gibi Türkçe'de de -berk ile biten isimler var.
Öyleyse,
demokrasi: uluspekliği/ ulusberkliği
demokrat: uluspek/ ulusberk
23 Ekim 2013 Çarşamba
Yo...
Dilin doğal gelişmesi içinde yok'dan yo
kelimesi türemiş. Tıpkı batı dillerinde non ve not'dan no kelimesinin türemesi
gibi.
Kibarlık budalası tabirlerin gerçek öz
kavramlarımıza bulaşmaması gerekiyordu. Bugün resmi olarak "hayır" ı
kullanıyoruz; ama "yo"yu kullanmamız gerekiyordu. Aynı durum
"bayan" kelimesi için de geçerli; Kadının yahut dişinin yerine
geçmemesi gerekiyordu (öteyandan kadın da eski Türkçe'de kraliçe, hanım
anlamındaymış; yani o da öyle... Hanım da dişi-han yani kraliçe anlamındaymış.
Lady gibi)
Tünaydın...
Tün kelimesi, tünemek ve dün kelimelerinin
kökenidir.
Tünemek: geceyi geçirmek, gecelemek
dün: önceki gece (bakınız yarın ise Eski Türkçe'de sabah demektir; "sonraki sabah")
Tün-aydın'ı "goodafternoon" karşılığında her kim bulup yerleştirmişse yanlıştır. Diğer taraftan "Goodnight" karşılığı olarak "Geceniz aydın olsun" anlamında kullanılırsa "Günaydın"dan bile daha mantıklı olur; zira aydınlık (Eski Türkçe ayıtınık) kelimesi: gece çıkan "ay" ile ve "ayılmak" fiiliyle kökteştir. Kök anlamı; "bir şeyin anlaşılır şekilde görünür olması"dır. Ki günlük güneşlik bir vakitte bu durumun çok ötesine geçilmiştir. Aydınlık kavramı ancak bir oda için ve gece için kullanılabilir. Zira aydınlatma geceleyin yapılır. Ay, gecemizi aydınlatır. Allah korusun "günümüz aydınlık" olsaydı, parlak güneşin önünde sürekli bir gök cismi filan var da etrafı anca anlaşılacak kadar görüyoruz demek olurdu. Yani günaydın yanlış, tünaydın doğru (gece kullanılırsa).
Günaydın ve tünaydın benzeri selamlama sözlerinin en doğrusu şöyle olabilir:
Gündüzleyin: Günışısın
Geceleyin: Tünaysın
dün: önceki gece (bakınız yarın ise Eski Türkçe'de sabah demektir; "sonraki sabah")
Tün-aydın'ı "goodafternoon" karşılığında her kim bulup yerleştirmişse yanlıştır. Diğer taraftan "Goodnight" karşılığı olarak "Geceniz aydın olsun" anlamında kullanılırsa "Günaydın"dan bile daha mantıklı olur; zira aydınlık (Eski Türkçe ayıtınık) kelimesi: gece çıkan "ay" ile ve "ayılmak" fiiliyle kökteştir. Kök anlamı; "bir şeyin anlaşılır şekilde görünür olması"dır. Ki günlük güneşlik bir vakitte bu durumun çok ötesine geçilmiştir. Aydınlık kavramı ancak bir oda için ve gece için kullanılabilir. Zira aydınlatma geceleyin yapılır. Ay, gecemizi aydınlatır. Allah korusun "günümüz aydınlık" olsaydı, parlak güneşin önünde sürekli bir gök cismi filan var da etrafı anca anlaşılacak kadar görüyoruz demek olurdu. Yani günaydın yanlış, tünaydın doğru (gece kullanılırsa).
Günaydın ve tünaydın benzeri selamlama sözlerinin en doğrusu şöyle olabilir:
Gündüzleyin: Günışısın
Geceleyin: Tünaysın
Teptemiz!
Inploid sitesinde biri "Türkçe pekiştirmelerde temiz niye tertemiz oluyor da, "teptemiz, testemiz" olmuyor, bunun kuralı nedir ki?" diye sormuş. Cevabım şu oldu:
Bunun şimdiye kadar müspet bir açıklaması olmuş mu,
bilmiyorum, sanmıyorum. Belki bazı tezler vardır. Benim ise bir teorim var;
teoridir çünkü çürütmeye açıktır, teorem haline gelmeye adaydır.
m grubu: sımsıcak, bembeyaz, yemyeşil, simsiyah, yamyassı
s grubu: mosmor, masmavi, kıskıvrak(?), yüsyuvarlak(?), kaskatı
p grubu: sapsarı, kıpkırmızı, kapkara, dapdar, upuzun, kupkuru, dupduru
r grubu: tertemiz, sersefil(?)
iki dudak ünsüzü: m (tonlu, genizden), p (tonsuz, patlamalı)
iki de diş eti ünsüzü: s (tonsuz sızıcı), r (tonlu akıcı)
Teori şu: O sıfatın ihtiva ettiği ünsüzlere benzemeyen ünsüzlerden pekiştirme yapılır. Tertemiz neden "testemiz" olmazdı? çünkü s, temiz kelimesinin içindeki z ile benzeşiyor. Temtemiz de olmazdı, çünkü temiz'de m var. Belki teptemiz olabilirdi.
Aynı şekilde tercih edilen pekiştirme ünsüzleri:
beyaz için m. (p olmazdı; be var; s olmazdı z var)
mavi için s (m olmazdı m var; p olmazı v var (çift dudak ile diş-dudak (v) benzeşiyor)
kırmızı için p (m olmazdı m var; s olmazdı z var, r olmazdı r var)
İki ünsüzün de kullanılabilir olduğu durumlarda, sıfatların anlamındaki büyüklük, enginlik, süreklilik / kısıtlılık gibi duyguların var olmasına göre o ünsüz tercih edilip zamanla yerine oturmuş olabilir; "sıpsıcak" yerine "Sımmmsıcak" denmesi gibi. "Kumkuru" yerine "kupkuru" denmesi gibi.
m grubu: sımsıcak, bembeyaz, yemyeşil, simsiyah, yamyassı
s grubu: mosmor, masmavi, kıskıvrak(?), yüsyuvarlak(?), kaskatı
p grubu: sapsarı, kıpkırmızı, kapkara, dapdar, upuzun, kupkuru, dupduru
r grubu: tertemiz, sersefil(?)
iki dudak ünsüzü: m (tonlu, genizden), p (tonsuz, patlamalı)
iki de diş eti ünsüzü: s (tonsuz sızıcı), r (tonlu akıcı)
Teori şu: O sıfatın ihtiva ettiği ünsüzlere benzemeyen ünsüzlerden pekiştirme yapılır. Tertemiz neden "testemiz" olmazdı? çünkü s, temiz kelimesinin içindeki z ile benzeşiyor. Temtemiz de olmazdı, çünkü temiz'de m var. Belki teptemiz olabilirdi.
Aynı şekilde tercih edilen pekiştirme ünsüzleri:
beyaz için m. (p olmazdı; be var; s olmazdı z var)
mavi için s (m olmazdı m var; p olmazı v var (çift dudak ile diş-dudak (v) benzeşiyor)
kırmızı için p (m olmazdı m var; s olmazdı z var, r olmazdı r var)
İki ünsüzün de kullanılabilir olduğu durumlarda, sıfatların anlamındaki büyüklük, enginlik, süreklilik / kısıtlılık gibi duyguların var olmasına göre o ünsüz tercih edilip zamanla yerine oturmuş olabilir; "sıpsıcak" yerine "Sımmmsıcak" denmesi gibi. "Kumkuru" yerine "kupkuru" denmesi gibi.
http://www.inploid.com
Dizayn > Teşvir? > Terkin!
Dizayn kelimesine kafayı yaktım. Dilimize İngilizce'den geçmiş, pek havalı bir kelime. Halihazınra, yaratıcılıkla yüklü, gayet ukalaca bir kelimedir. Türkçe dilinde bunun hiç karşılığı olmuş mu, bilmiyorum. Mimar Sinan eserlerini inşa etmeden önce yaptığı söylenen çamur maketlerine, kuma çizdiği çizimlere ne diyordu?
Türkçe'ye geç Fransızca'dan dessin (desen) olarak da geçen bu kelime; design, İngilizce'ye Orta Fransızca'dan desseign olarak geçmiş.
des+siegn
sign: işaret, iz, nişan
des+: verme anlamı veren, Hint Avrupa kökenli ön-ek.
Dizayn için öz-Türkçe bir karşılık yerine, İngilizce'nin Fransızca'dan aldığı gibi, Arapça'dan alıp kendi anlamımızı yükleyebilirdik. (Bunu yapmamışsak) geç kalmış da değiliz.
Ben bunun için teşvir kelimesini teklif ediyorum. İşaret (sign) kavramından yola çıkıp, aynı kelimenin (şwr) kökünden türettim. Tefriş gibi kolay söylenen; mimarların, tasarımcıların (pardon teşvircilerin/ hatta yine pardon müşevvirlerin:) diline pelesenk olacak türden bir kelime.
Online Osmanlıca Sözlük'te teşvir: "1-İçinde bulunma. İçine alma, içine alıp gizleme. 2-Satılık olan hayvanı pazara çıkarıp gösterme." olarak geçiyor. İşaret (gösterme) kökünden daha önce böyle anlamlarda kullanılmış. Ama bana, bugüne kadar gerçek anlamını arıyormuş gibi geliyor!
Yıllar sonra gelen edit:
Yerde ararken gökte buldum. Design (desen, dizayn) kelimelerinin Türkçe karşılığı benim uydurduğum teşvir yerine meğer hali hazırda kullanılmış olan terkin imiş... En azından tef'il vezninde olacağını kestirmişim. Terkin Arapça'da özellikle kına ile çizim/resim yapma anlamıda. Türkçe'ye de bu şekilde geçmiş. Ama sonrasilmek (bir kaydın üzerini çizmek) olarak anlamı kaymış. Halk dilinde olmayan teknik bir kelime olduğu için asıl anlamına geri dönmesi mümkün... Rakam (çentik, çizik) ve rakım (kot numarası) kelimeleriyle aynı kökten geliyor.
Bundan böyle "bunun terkini bana ait" diye gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
http://www.nisanyansozluk.com/?k=i%C5%9Faret
http://www.osmanlicaturkce.com/?k=te%FEvir&t=%40
Türkçe'ye geç Fransızca'dan dessin (desen) olarak da geçen bu kelime; design, İngilizce'ye Orta Fransızca'dan desseign olarak geçmiş.
des+siegn
sign: işaret, iz, nişan
des+: verme anlamı veren, Hint Avrupa kökenli ön-ek.
Dizayn için öz-Türkçe bir karşılık yerine, İngilizce'nin Fransızca'dan aldığı gibi, Arapça'dan alıp kendi anlamımızı yükleyebilirdik. (Bunu yapmamışsak) geç kalmış da değiliz.
Ben bunun için teşvir kelimesini teklif ediyorum. İşaret (sign) kavramından yola çıkıp, aynı kelimenin (şwr) kökünden türettim. Tefriş gibi kolay söylenen; mimarların, tasarımcıların (pardon teşvircilerin/ hatta yine pardon müşevvirlerin:) diline pelesenk olacak türden bir kelime.
Online Osmanlıca Sözlük'te teşvir: "1-İçinde bulunma. İçine alma, içine alıp gizleme. 2-Satılık olan hayvanı pazara çıkarıp gösterme." olarak geçiyor. İşaret (gösterme) kökünden daha önce böyle anlamlarda kullanılmış. Ama bana, bugüne kadar gerçek anlamını arıyormuş gibi geliyor!
23 10 2013
Yıllar sonra gelen edit:
Yerde ararken gökte buldum. Design (desen, dizayn) kelimelerinin Türkçe karşılığı benim uydurduğum teşvir yerine meğer hali hazırda kullanılmış olan terkin imiş... En azından tef'il vezninde olacağını kestirmişim. Terkin Arapça'da özellikle kına ile çizim/resim yapma anlamıda. Türkçe'ye de bu şekilde geçmiş. Ama sonra
Bundan böyle "bunun terkini bana ait" diye gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
http://www.nisanyansozluk.com/?k=i%C5%9Faret
http://www.osmanlicaturkce.com/?k=te%FEvir&t=%40
16 Şubat 2012 Perşembe
-Kötü Elfler, İyi(?) Orklar-
Elf kelimesinin etimolojisini ciddi ciddi merak ettim. Yüzüklerin Efendisi'nin zamanında bize etimoloji diye mitolojiyi yutturmuşlardı, İskandinavlarda "Alfar" diye kötü cinler vardı. (Biz de "waow, İskandinav mitolojisi" demiştik.) Onun da HintAvrupa kökeninde beyaz demek olan Albo'dan geldiği düşünülürmüş (Albus, Albino). Ork da Latince orcus'dan geliyordu sözde.
Şimdi, etimolojik sözlüğe bakıldığında Elf; Eski Saksonca Alf (bildiğimiz dizideki Alf), Germencede Alp; Proto Germence'deki hali ise Albiz. Bu biraz tanıdık gelmedi mi?
Türkçe'deki Albız ile benzerliğine ekşi sözlükte dikkat çekilmiş.
Albız'ın kökeni hakkında farklı iki tez ortaya konabilir.
Nişanyan'a göre Arapça İblis'in bozulmuş hali... İblis ise Yunanca epi-boulos'den gelirmiş (kötü akıl veren..)
Bunu yanında Albız'ın Türkçe Al köküyle ilgili olduğunu düşündürecek çok veri var.
Al: Eski Türkçe Hile > Altamak > Aldatmak
Al: parlak kırmızı
Yal-: Eski Türkçe parlamak > alaz, alev
Türk mitolojisinde "albız" kelimesinin kökü aranırken bu "hile" ve "alev" anlamı veren "al" kökünün tek bir kötücül anlamda toplandığı düşünülmüştür şimdiye dek.
Albastı: Lohusaları rahatsız eden kötü varlık. Anadolu'da alkarısı, albıs gibi türevleri vardır.
Eski saksonca'da ælfadl: karabasan.
Bu Albız hangi Albız? İblis yani epiboulos mu? yoksa albastı yani Elf mi? Güzeller güzeli Arwen, bir alkarısı mı?
Kötü orklara bakalım:
Ork muhtemelen Ogre'dan bozulmuştur. 'Ogr', şu anda bataklık canavarı olarak bilinir (Shrek, bir ogre'dır). Ogr, doğu'daki Fin-Ugor halklarını negatif karşılayan Avrupalıların onlara taktığı isim olabilir (Fin-Ugorlar bataklık bölgeden gelir. Fin: Germence saz). Aynı bölgedeki Türkî Ogurlar veya Macarlar için de söylenmiş olabilir (On-ogur > Hungarian (Macar)).
Ogur kelimesi'nin lir lehçesinde olduğunu bilirsek, bizim şaz lehçemizde bunun Oğuz'a dönüştüğünü da görürüz.
Kafkas Mitolojisinde, Nart destanında Okus yada Uğuz denen insanüstü kuvvetli, dev bir halk vardır. Ogrlarla isimlerinin hem kök hem anlam olarak benzedikleri görülüyor. Ancak, bu Uğuz'un kökeni "Oğuz" değil, muhtemelen Altay mitolojisindeki Uzuhlardır (Uzamaktan gelir.)
Kafkas Mitolojisinde, Nart destanında Okus yada Uğuz denen insanüstü kuvvetli, dev bir halk vardır. Ogrlarla isimlerinin hem kök hem anlam olarak benzedikleri görülüyor. Ancak, bu Uğuz'un kökeni "Oğuz" değil, muhtemelen Altay mitolojisindeki Uzuhlardır (Uzamaktan gelir.)
Kaynak: TÜRK SÖYLENCE SÖZLÜĞÜ Deniz Karakurt
Rusların Kıpçak ve Moğollar'a Latince Tartarus'dan (cehennem demek) gelen Tatar'ı layık görmesi gibi, Ogr'lar de yine cehennemi bir kavrayışla Orcus'a dönüşmüş olabilir. (Orcus Latince cehennem!)
Ayrıca Tolkien'in 1. Dünya savaşında Yörük birliklerinin ne kadar çetin olduğunu gördükten sonra 'Uruk-hai'ları düşündüğü, 'uruk' (Ork lisanında ork demek) kelimesinin buna dayandığı da söylenir.
Her halükarda bizim milletten ya da yakın kavimlerin isimleri nedense Latince'de cehenneme girip çıkıp bir hallere dönüşmüş; bunun yanında resmen şeytan, hileci iblis, karabasan kökünden gelen Elf'den daha kötü mahlukların ismi haline gelmiş... tuhaf.
11 Şubat 2012 Cumartesi
Kaleee!..
Bu gün birden aklıma geldi: futboldaki "kale" teriminin İngilizcesini merak ettim. Hem ileri düzeyde İngilizce bilen hem de futbolla ileri düzeyde ilgilenen kardeşime sordum
"Kale'nin İngilizcesi ne?"
cevap: "castle".
"Futboldaki kale" dedim.
bir süre düşündü, cevap veremedi.
Tuhaf değil mi; futbol'un beşiği olan İngiltere'nin dilinde, futbolun en temel terimini bilemedik. Evet; kaleci: goal keeper; kale direği: goal post. Ama kale ne?
Sonra bir anda dank etti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)