16 Şubat 2012 Perşembe

-Kötü Elfler, İyi(?) Orklar-


Elf kelimesinin etimolojisini ciddi ciddi merak ettim. Yüzüklerin Efendisi'nin zamanında bize etimoloji diye mitolojiyi yutturmuşlardı, İskandinavlarda "Alfar" diye kötü cinler vardı. (Biz de "waow, İskandinav mitolojisi" demiştik.) Onun da HintAvrupa kökeninde beyaz demek olan Albo'dan geldiği düşünülürmüş (Albus, Albino). Ork da Latince orcus'dan geliyordu sözde.

Şimdi, etimolojik sözlüğe bakıldığında Elf; Eski Saksonca Alf (bildiğimiz dizideki Alf), Germencede Alp; Proto Germence'deki hali ise Albiz. Bu biraz tanıdık gelmedi mi?

Türkçe'deki Albız ile benzerliğine ekşi sözlükte dikkat çekilmiş.
Albız'ın kökeni hakkında farklı iki tez ortaya konabilir.
Nişanyan'a göre Arapça İblis'in bozulmuş hali... İblis ise Yunanca epi-boulos'den gelirmiş (kötü akıl veren..)
Bunu yanında Albız'ın Türkçe Al köküyle ilgili olduğunu düşündürecek çok veri var.
Al: Eski Türkçe Hile > Altamak > Aldatmak
Al: parlak kırmızı
Yal-: Eski Türkçe parlamak > alaz, alev

Türk mitolojisinde "albız" kelimesinin kökü aranırken bu "hile" ve "alev" anlamı veren "al" kökünün tek bir kötücül anlamda toplandığı düşünülmüştür şimdiye dek.

Albastı: Lohusaları rahatsız eden kötü varlık. Anadolu'da alkarısı, albıs gibi türevleri vardır.
Eski saksonca'da  ælfadl: karabasan.

Bu Albız hangi Albız? İblis yani epiboulos mu? yoksa albastı yani Elf mi? Güzeller güzeli Arwen, bir alkarısı mı?

Kötü orklara bakalım:
Ork muhtemelen Ogre'dan bozulmuştur. 'Ogr', şu anda bataklık canavarı olarak bilinir (Shrek, bir ogre'dır). Ogr, doğu'daki Fin-Ugor halklarını negatif karşılayan Avrupalıların onlara taktığı isim olabilir (Fin-Ugorlar bataklık bölgeden gelir. Fin: Germence saz). Aynı bölgedeki Türkî Ogurlar veya Macarlar için de söylenmiş olabilir (On-ogur > Hungarian (Macar)). 
Ogur kelimesi'nin lir lehçesinde olduğunu bilirsek, bizim şaz lehçemizde bunun Oğuz'a dönüştüğünü da görürüz. 

Kafkas Mitolojisinde, Nart destanında Okus yada Uğuz denen insanüstü kuvvetli, dev bir halk vardır. Ogrlarla isimlerinin hem kök hem anlam olarak benzedikleri görülüyor. Ancak, bu Uğuz'un kökeni "Oğuz" değil, muhtemelen Altay mitolojisindeki Uzuhlardır (Uzamaktan gelir.)

Kaynak: TÜRK SÖYLENCE SÖZLÜĞÜ Deniz Karakurt


Rusların Kıpçak ve Moğollar'a Latince Tartarus'dan (cehennem demek) gelen Tatar'ı layık görmesi gibi, Ogr'lar de yine cehennemi bir kavrayışla Orcus'a dönüşmüş olabilir. (Orcus Latince cehennem!)

Ayrıca Tolkien'in 1. Dünya savaşında Yörük birliklerinin ne kadar çetin olduğunu gördükten sonra 'Uruk-hai'ları düşündüğü, 'uruk' (Ork lisanında ork demek) kelimesinin buna dayandığı da söylenir.


Her halükarda bizim milletten ya da yakın kavimlerin isimleri nedense Latince'de cehenneme girip çıkıp bir hallere dönüşmüş; bunun yanında resmen şeytan, hileci iblis, karabasan kökünden gelen Elf'den daha kötü mahlukların ismi haline gelmiş... tuhaf. 


11 Şubat 2012 Cumartesi

Kaleee!..

Bu gün birden aklıma geldi: futboldaki "kale" teriminin İngilizcesini merak ettim. Hem ileri düzeyde İngilizce bilen hem de futbolla ileri düzeyde ilgilenen kardeşime sordum
"Kale'nin İngilizcesi ne?"
cevap: "castle".
"Futboldaki kale" dedim.
bir süre düşündü, cevap veremedi.
Tuhaf değil mi; futbol'un beşiği olan İngiltere'nin dilinde, futbolun en temel terimini bilemedik. Evet; kaleci: goal keeper; kale direği: goal post. Ama kale ne?

Sonra bir anda dank etti.

31 Aralık 2011 Cumartesi



Ejderha
 ve Dragon için etimolojik ilişkiler ve Türkçe karşılıkları


Ejderha – Yılan – Engerek ilişkisi

Bu yazı yayınlandığı itibariyle Çin takvimine göre Ejderha Yılı’na girdiğimize göre, ejderha kelimesi iyi bir başlangıç olacak.

Ejderha kavramı için batı dilleri, Greko-Romen kültür dairesine ait oldukları için, kökü Yunanca olan Dragon kelimesini kullanırlar. Biz ise Arap-Fars kültür dairesinde olduğumuzdan Ejderha kelimesini kullanırız. EjderhaAj-dahak’dan gelir, İran mitolojisine ait bir dev yılandır. Yılan Kral anlamına gelir. Buradaki yılan aj'dır. Farsça, bilidiği üzere Hint Avrupa dil ailesinden olduğu için aj'ın kökeni teorik Hint-Avrupa dilinde aranır. Böylece Angwhi yada Ang köküne ulaşılır. 

Engerek kelimesi, Rumca Angiraki’den (küçük yılan) gelirmiş. Buradaki ang kökü belli. Tam çevirisi yılancık olurdu herhalde. Çok ileri gidersek yılangırak(!). (Yılangırak diye bi kelimemiz olsaydı eminim –ak küçültme eki belirgin olmakla beraber, -ırak eki anlaşılmayacak, yılan’ın da aslının yılang (genizsi n)(ŋ) ile seslendiği düşünülecekti. Çıngıraklı yılan ile bir kontaminasyon da ortaya atılabilirdi. Zira engerek ile çıngıraklı yılan (viper) akrabadır.)

TV’deki kült animasyon dizisi Avatar: Son Havabükücü'de baş kahramanın adı Aang idi; Sanskritçe (आङ Āṅ) . Naga'dan farklı, naga: kobradır. İngilizce Snake oradan gelir: s-naga. Çince ejderha demek olan Lang ise Sanskritçe’den, ang kökü üzerinden geçmiş olmalıdır. Bir spekülasyona göre Türkçe’deki aslan, kaplan, sırtlan, yılan kelimelerindeki yırtıcı hayvanlara eklenen lan eki, ta Orta Asya’da iken Çince lang’dan devşirilmiş. Bizi şimdi ilgilendiren kelime ise: yılan.

Yılan kelimesi Türkçe’dir. Öyleyse kökünü irdelerken, Türkçe’nin en eski hâlini yansıtan bir dile bakalım: Çuvaşça. Bu dil, Türkçe’nin “batı lehçesi” denen “lir Türkçesi” grubuna girer. Doğu lehçesinden daha eski olduğu, Türkçe’nin ilk hali olduğu araştırmacılarca belirlenmiştir. Ön-Bulgarca, Hazarca gibi batı lehçelerinin yaşayan son temsilcisidir.

Yılan'ın, Çuvaşça'daki hâli şëlen’dir. Çuvaş/Bulgar mitolojisinde Veri-şëlen denen bir  dev yılan vardır ki Ateş-yılan anlamına gelir.
Türkçe’nin şimdiki haline doğru Bulgar şKıpçak cOğuz y evrimi olduğu gözönünde tutulmalı.

Şimdi bir batı diline bakalım: Almanca yılan: schlange’dır.
İlişkiler işte böyle açık seçik. Bir füzyon (kaynaşma):
Yılan < şëlen < schlange – şë-langwhi > yı-l-ang > yı-l-ang-irâki
  
Türkçe yılan'da Hint-Avrupaî -ang kökü sezilebiliyor. Fakat yılan, Lir Türkçesi'nden beri öz Türkçe bir kelime. Gelgelelim Çuvaşça şëlen, Almanca schlange ile neredeyse aynı kelime.

Dragon

Türklerin İran mitolojisine merak sarmadan önce, ejderha kavramı yerine kullandığı kelime sarıkan’dır. 

Bir düşünceye göre sazan kelimesi ile ilişkilidir. Çin takvimindeki ejderha karşılığının Türk takviminde balık olması, bizi buna yöneltiyor. Sazan, bataklık balığı demektir.

Sazan’ın, eski hali sazağan. Saz, eski Türkçe’de bataklık (Batakta yetişen bildiğimiz saz buradan gelir; saz otu’dan kısalmış olsa gerek.). Sasımak diye pis kokmak anlamında bir türevi bile mevcuttur. Sarıkan ise, bahsettiğimiz Lir Türkçesi'de z’nin r olduğu zamandan kalma sazağan/sazan'ın ta kendisi olabilir; balık olan sazağan , eski zamanda ejderha olan sarıkan...

Başka bir düşünceye göre sarıkan'ın kökeni, Eski Türkçe sarmak: zorbalık etmek, bela sarmak. Öteki türevleri:
Sarman: iriyarı, vuran kıran, belalı, İng. berseker gibi).
Sarp: zorlayıcı, belalı (yer).

Öte yandan, Deniz Karakurt'un online Türk Söylence Sözlüğünde şöyle diyor ki bence en iyi teori:

SARIK HAN: Ejderha Tanrısı.
Eşdeğer: SARI (ŞARU) HAN
Ejderhaları yönetir. Elinde bakır bir değnekle yeraltının dokuzuncu katında yaşar. Macar
mitolojisindeki ejderhanın adı Sarkany (Sarkan)’dır. Orta Asya Şamanizminde bir ayağı diğerinden kısa olarak tasvir edilen bir putun adıdır. (Kaynak: Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt)
 Sarık: (Sar). Sarı sözcüğüyle ve sarılmak (bükülmek, kıvrılmak anlamında) fiili ile aynı kökten
gelir. Sarı renk yeşil ile birlikte ejderhaları sembolize eder. Bazı Türk lehçelerinde
Avrupalıların Ejdersineği adı verdikleri Yusufçuk böceğine Sarıska/Sarınçka/Sarınskan, Moğol
dillerinde ise Sarsa/Carca/Carcaha denilmesi yine bu canlının ejderhaya benzetilmesiyle de
ilgilidir.





Sarıkan kelimesinin izlerine başka dillerde rastlayabilir miyiz?
Evet. Bir Ural dili olan Macarca'da ejderha: Sarkanyok'dur.
Sárkánykígyó: Dev kanatlı yılan. Kasırgalar hakimi.
sárkány: Çok kafalı dev. İnsan şeklindedir (sarman gibi) Kafalarını kestikçe gücünü kaybeder.
Açık seçiktir ki bunlar, özbeöz Türkçe sarıkan ile aynı olan kelimeler. 


Bir de şu meşhur dragon'a bakalım. Yunanca drakon'dan gelir, nihayî kökü belli değildir (Drakein: keskin gören açıklaması  zorlama.) Bana, Yunanistan'a kuzeyli kavimlerce getirilip ağızlarda evrilmiş bir kelime gibi geldi.

Haydi, diyelim ki İran mitolojisini bırakıp kendi ayaklarımız üzerinde durmaya karar verdik ve ejderja'nın Türkçe'sini kullanacağız.  Romanlarda, filmlerde kullanacağımız kelime sarıkan mıdır?
Sarıkan, kabul edelim ki antik bir kelime; bazıları bunu kullanmak istemeyecektir. Örnek: Drakon değil, Dragon (hatta İngilizcede okunuşu Drägın diye de değişir) kullanılır. peki bu kelimenin Oğuz lehçesinde yumuşamış hali yok mudur?
 

Saruhanoğulları Beyliği, Manisa merkezli bir Türkmen beyliğidir. Saruhan Bey ise, Alpagu adlı Harezmli veya Selçuklu bir emirin (buyruğun) Anadolu'da doğmuş oğludur. Saruhan, muhtemelen “sarı han” anlamına geliyordu. Ancak bir erkek ismi olarak Sarıkan (Ejder) koyulması akla yakın gözüküyor. Bu isim, Farsî sahada Saruhan olarak yumuşatılmış olabilir. Öyle olmasa bile renk olan Sarı, bataklıktaki sazdan gelir. Han için ise ejderha<ajdahak (yılan kral)daki kral diyerek bir geri türetme pekâlâ yapılabilir. İşte size Oğuz lehçemizin kulağına uygun, tumturaklı bir kelime: saruhan: Bin yıldır Pers mahzenlerinde zincirli tutulan ejderha.
 

Kaynakça:
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/0/00/TurkSoylenceSozlugu.pdf
http://www.jasstudies.com/Makaleler/465125994_deger_mete_bulent_f%C4%B1tal%C4%B1gil_TT.pdf